• DOLAR TL
  • EURO TL
  • Altın TL

İMARIN MİMARLARI

Gazeteci Şükrü AĞIRMAN-0532 250 51 49

Gazeteci Şükrü AĞIRMAN-0532 250 51 49

E-Posta : sukruagirman@gmail.com

 Gazeteci Şükrü AĞIRMAN yazıyor

 

İMARIN MİMARLARI

 

Aslında bu yazıyı 25 Ekim 2015 günü yazdım ancak bekletmeyi tercih ettim. Neler olacak merak ettim. Çok da şaşırmadım…

 

Anlatacağım olaylarda, ismi Fransızca mucize anlamına gelen kapıları bir yıldır kilitli bir yapıya da bakmak lazım esasen. Yapı denetiminde mi mimarında mı sorun var anlamak lazım.

 

Birileri, rant elde etmek için bu ülkenin bir belediyesinde, önce imar bölümünde işleri kilitliyor.

 

Aylarca gidip geliyorsunuz ama sorunlarınız bir türlü çözülemiyor. Vırt mevzuatın zırt yerinden size mülga bir şeyler çıkarılıyor. 6 ay boyunca inim inim inletiyorlar sizi.

 

E şimdi müteahhit bina yapmadan önce arsa sahibiyle anlaşıyor. Şu kadar sürede şu binayı şu şekilde yaparım diyor.

 

Adam bir kere sözleşme imzalıyor. Şu kadar sürede yapmazsam, eksik yaparsam da şu kadar tazminat öderim diye hüküm koyuyor.

 

Ardından gidiyor, işi yapmak için bankadan kredi çekiyor, o kredinin bir geri ödemesi var, taksit tutarları var. Var anam var.

 

İş bitim süresi, teminat, sözleşme feshi müteahhidi kasıyor. Sonra siz imar bölümünde gezerken yanınıza gelen bazı şahıslar, yandaş yapı denetim firmalarının elemanları ve mimarları, ‘Abi sen ne edersin buralarda’ diyor. ‘Ben müteahhidim’ diyerek derdinizi anlatınca da ‘Mimarını değiştir’ diyorlar.

 

‘Yeni yapılan bina işlerinde mimar değiştirilemez, eskilerinde de telif hakkı vardır’ diyorsunuz, o zaman da ‘Yapı denetimcini değiştir’ diyorlar. Eğer mimarınızı göndermişseniz imar bölümüne; bu seferde yapı denetimci değiştirilirse işlerin daha hızlı ve kolay yürüyeceğini söylüyorlar. 

 

Siz derdinizi çözmeye çalışın, yanınıza gelen adam, ‘Aslında senin sorununu çözecek adam belli. Yanlış kapıda yanıtları arıyorsun. Bu işi yapsa yapsa imardan anlayan x isimli arkadaş yapar diyorlar. Başka makam ve mevkileri de olan o adamın bir çayını içtin mi tamamdır. Emsal artışı bile yaptırır. 

 

Çayını içtin mi, eline bir telefon numarası veriyorlar, belediye yakınındaki bir adresi gösteriyorlar. Toptan tuhafiyeci işi yapan yol boyundaki dükkanları tek tek tarıyor ve adresi buluyorsunuz. Sizi bir güzel karşılıyorlar.

 

Yağlanıp ballanıyorsunuz. İşiniz orada çözülecek belli. Diyorsunuz ki bedel ne kadar. Rakamı duyunca ağzınız açık kalıyor. Niye mi? Anlatayım…

 

Bugün bir mimara proje yaptırdığınız da ülke genelinde Mimarlar Odası’nın bir tarifesi vardır. Orada yazan rakamlar da asgari ücret tarifesidir. Yani aşağısı yok yukarısı çok. Mimarlar biraz da işsizlikten 200 bin liralık işi, atıyorum; 100 bin liraya yapıyorlar.

 

Siz normalde belediyede işinizi görseniz, 100 bin liraya bu iş bitecek. Ama bir kere sizi 6 aydır kilitlediler ya. O adamın karşısına geçtiniz. 200 bin liralık ama 100 bine bitecek iş için size diyor ki 250 bin. 150 bin direkt içerdesiniz.

 

‘Niye’ diye sorduğunuzda, ‘Odaya ait tarife, bizim asgari ücret tarifesidir. Tarifede bu tarz ve bu metrekare bir işin veya projenin bedeli 200 bin liradır ama bu asgari bir rakamdır. Bizim yaptığımız proje daha güzel olduğu için size maliyeti 250 bin. Odaya ait tarifeden aşağı rakam verilemez ama üstüne istenildiği kadar rakam verilebilir. Avukatlık asgari ücret tarifesi gibi düşünün’ diyorlar.

 

Siz kuzu kuzu o parayı ödeyeceksiniz. Ödemezseniz işiniz yapılmaz, müteahhit, taşeron ya da mimar olarak tazminat ödersiniz.

 

Öderseniz, bu örnekte olduğu gibi üstü örtülü rüşvet vermiş olacaksınız.

 

Buna artık irtikap mı denir, mobbing mi, nüfuz kullanma mı bilemiyorum ama yapılan davranış suçtur. İnsanları köşeye sıkıştırıp, aba altından sopa gösterip, parasını gasp etmek gibidir.

 

Şimdi farzı mahal size adres verenle sizi karşılayan ortak olsun. Ne düşünürsünüz!

 

Biri işi paslıyor, ortağı yapıyor. Belediyede meclisten geçmesi gereken bir imar plan tadilatı mı yapılacak, bunların projeleri o şahsın ortağının ofisine yüksek bedelle gidiyor.

 

….

 

Konumuza döneceğim…

 

Şimdi mesela ülkemizin herhangi bir kentinde, diyelim ki dev bir bölgenin planlaması mahkemelik. STK’lar dava açmış olsun. Bir STK neden dava açar. Planlar; planlama mevzuatına uygun yapıldı mı yapılmadı mı diye merak ettiği için olabilir mi?

 

Bu dava açılmasa veyahut plan bir şekilde iptal olmasaydı ne olacaktı peki… Size söyleyeyim. İki gün sonra projeyle belediyeye gittiniz. O bölgedeki araziniz için planlama, proje falan fistan götürdünüz. Buraya bir bina dikip ailenizle oturacaksınız.

 

Bir açtılar ve baktılar ki sizin planlamanız yapılmış ama planlama yapılırken hata yapıldığı için mevzuata uygun yapılmamış. Hemen bir imar plan tadilatı gerekli.

 

Bu yazıyı dikkatli okuduysanız siz bu kurnazlığı yapanı da hangi kapıyı çalmanız gerektiğini de bilirsiniz.

 

Size parsel bazında bir planlama yapılır. Sorununuz çözülür babalar gibi.

 

Ama aradan üç beş kuruş arkadaşlarımız nasiplenir!!!

 

Artık o planlama işi; sonradan kendine ekmek çıkarmak bilerek mi hatalı yapıldı, yoksa farkında olunmadan mı yapıldı, olayın burasını sorgulamak gerek.

 

….

 

Tekrar konumuza dönelim… Mimari işi elinizden aldılar… Şimdi bir de bu işlerin yapı denetim kısmı var. Sinekten yağ çıkarılacak ya. Müteahhitten veya müteahhidin belediyeye gönderdiği mimarla iş bitirildi.  Alınan menfaat temin edildi.

 

E bir de bunun yandaş yapı denetimcisi var. Müteahhit kiminle çalışmak isterse istesin, yandaş firmayla çalışmıyorsanız sizin işleriniz belediyede bir şekilde aksar.

 

O firmaların 30 Mart 2014 yerel seçimlerinden bir buçuk yıl öncesine kadar ve 30 Mart 2014’ten itibaren bir buçuk yıl sonrasına kadar aldığı işleri masaya yatırırsak kim ne almış kim ne vermiş kabak gibi ortaya çıkar kanaatindeyim.

 

Birileri ihbar gibi açıklamalar yapa dursun, hiçbir mimar ya da müteahhit gidip de polise, savcıya konuşamaz. Çünkü dediklerine göre o zaman bazı belediyeler, o adamın iş hayatını bitirir, paşalar gibi her türlü eziyeti yapar ve sen hiçbir şey yapamaz, elin kolun bağlı oturursun.  

 

Takdir kamuoyunun…

 

​Gazeteci Şükrü AĞIRMAN/ROJNAMEVAN

Antalya/TÜRKİYE 

GSM :   +009 0532 250 51 49

e-mail:    sukruagirman@gmail.com

MSN:      sukruagirman@hotmail.com

 

"Gazetecilik; haber gizleme sanatı değil, haber verme zanaatıdır.

Gazetecilik; devletin, başbakanın, komutanın, emniyetçinin, bürokratın, patronun, ilan verenin yaz dediğini yazma, yazma dediğini yazmama sanatı değil; kamu yararı ve halkın bilgilenme hakkı için gerçekleri arama, hakikati gerekirse onların hepsine inat yazabilme zanaatıdır.

Gazetecilik; sadece resmi belge, kontrollü demeç, açık bilgi sunma, katiplik etme işi değil; didikleme, kurcalama, rahatsız etme, açığa çıkarma, soru sorma, perde arkasını bulma, gizliliği yarma, müsaade edilenden daha fazla hakikate ulaşma gayretidir.

Gazetecilik; güçlü konumda bulunanların sözünü dinleme uysallığı değil, daha ziyade güçsüzlerin sesini duyurma, onlara hakikati iletme ve bu amaçla gerekirse güçlüleri huzursuz etme yaramazlığıdır."      

İzlenme: 2919 Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

Tüm Yorumlar
  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR

ÇOK OKUNANLAR

Listelenecek kayıt bulunamadı

ANTALYA - HAVA DURUMU

ANTALYA

FOTO GALERİ